SOHBETE GİRİŞ

KATEGORİLER

SON YAZILAR

SON YORUMLAR

GÜNÜN HADİSİ



ETİKETLER

4 Ara


ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK 12 DEFA FARZDIR

AYETLER-HADİSLER-EVLİYA SÖZLERİ
Ruhumuzu, Allah’a ulaştırmayı dilememiz üzerimize 12 defa farz kılınmıştır:

13/RAD-21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi).
Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

30/RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

31/LOKMAN-15: Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy (ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn (ta’melûne).
Bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Bana ulaştırmak üzere yola çıkaranların) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim. Devamını Oku…

4 Ara

EVVELİ HÛ, ÂHİRİ HÛ, ZÂHİRİ HÛ, BÂTINI HÛ
HÛ YA ABDÜLKADİR-İ GEYLÂNİ

“Dünya bir çarşıdır, bir pazar yeridir. Yakında kapanır, dağılır. Size yalnız fânileri gösterecek ve onlara bağlanmanıza sebep olacak kapıları kapatınız. Allah’ın kudretini görmenize ve yalnız O’nu sevmenize vesile olacak kapıları açınız..”

ŞEYH SEYYİD ABDÜLKADİR GEYLANI HAZRETLERİNİN BABA TARAFI SOY ŞECERESİ

1
Hz İmam ıAli [Necef]
H 40
M 660

2
Oğlu Seyyıd İmam ı Hasan [Medine]
H 50
M 670

3
Oğlu Şerif Hasanül Müsenna (Şeyh Hasan Şazili ceddi)

4
Oğlu Şerif Abdullah Muhid

5
Oğlu Şerıf Musa El Cevni

6
Oğlu Şerif Abdullah Sani

7
Oğlu Musa Sani

8
Oğlu Şerif Davud

9
Oğlu Şerif Muhammed

10
Oğlu Şerif Yahya

11
Oğlu Şerif Ebu Salih Cengi

12
Oğlu Şerif Abdülkadir Geylani [Bağdat]

(Kadriyye Tarikatı Piri)
H 561
M 1165

ŞEYH SEYYID ABDÜLKADİR GEZLANİ HZ.LERİNİN ANNE TARAFI SOY ŞECERESİ Devamını Oku…

4 Ara




Hiç denediniz mi, gönlünüzü Allah’a açıp da O’na yönelmeyi?

İstediniz mi O’na çok ama çok yakın olmayı?

Yoksa olmuyor, halâ olamıyor mu?

Namazlar, ibadetler gözünüzde mi büyüyor?

Halâ Allah için heyecanlanan ve Allah sevgisiyle coşan bir gönüle sahip olamadınız mı?

Halâ mutsuz ve umutsuz musunuz?

Yıllar geçiyor halâ Rab`bimize karşı içinizde o sımsıcak güzel duyguları ve kıpırtıları hissedemiyor musunuz?

Belki de halâ Allah ile aranızdaki o doyulmaz güzelliğin tadını tadamadınız,

halâ bir sevgi, bir mutluluk arayışındasınız…

Ölmeden önce, dünya hayatını yaşarken ruhumuzun Allah’a ulaşmasının farz olduğunu, ancak bu dilek sayesinde hem dünyada hem ahirette mutluluğa ve kurtuluşa ulaşacağınızı biliyor muydunuz?

Bütün Allah dostlarının yaptığı gibi, sadece Allah’a yönelerek, ölmeden önce Allah’a Ulaşmayı Dileyerek mutluluğun anahtarını elinize gecirebilirsiniz..

Allahû Tealâ ölmeden evvel O’na yönelmeyi üzerimize farz kılmış;

39/ZUMER-54:
Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.

Allahû Tealâ O’na yönelen herkesi Kendisine ulaştırıcağına söz vermiş;

42/ŞÛRÂ-13:

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

1.
29/ANKEBÛT-5: Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves semîul alîm(alîmu).
Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

Abdulkadir Geylani Hazretleri bu konuda buyurur ki;

“Allah’ın yoluna sülûk (yolculuk) eden, mutlaka Allah’a vasıl olur (Allah’a ulaşır).“Hz.Abdulkadir Geylani’nin Menkıbeleri CEVHERDEN GERDANLIKLAR Muhammed bin Yahya Et-Tadifi

Onlar Allah dostlarıydı ve Allah’a erdiler.

O Allah dostları üzerlerine emanet olan ruhlarını ölmeden önce Allah’a ulaştırıp Allah’a vasıl ettiler, teslim ettiler. Yani vuslata erdiler.

13/RA’D-21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi).
Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

Said-i Nursi hazretlerinin de söylediği gibi:

“Faniyim, fani olanı istemem, acizim, aciz olanı istemem. Ruhumu Rahman’a teslim eyledim gayr istemem!” (Risale-i Nur 26. söz)

İşte HİDAYET

2/BAKARA-120:
Sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden (asla) razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (var ya) işte o, hidayettir.” Sana gelen bunca ilimden sonra eğer onların hevalarına uyarsan andolsun ki; Allah’tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur.

Ölmeden önce Allah’a ulaşmak HİDAYETE ERMEK olduğuna göre, siz de sadece bir dilekle, „ölmeden önce Allah’a ruhunuzu ulaştırmayı” dilemekle; açılan mutluluk kapısından içeriye girmeye ve vuslata ermeye hazır mısınız?

Hazır mısınız, Rab’bimize gönlünüzün taaa ötelerinden gelen bir dileği ulaştırmaya?

İstemez miydiniz, böylece gönlünüzde Allah sevgisi bir anda yeşeriversin?

İstemez miydiniz, kalbinizin kapısı Allah’a açılıp içine Rahmet girsin de, İçinizde bambaşka duygular uyansın ve artık ibadetler sizin için bir zevk haline gelsin?

Hazır mısınız, Rab’bimize dost olmaya, gönlünüzü O’na bağlayıp, Allah’la aranızdaki sevgi bağını kurmaya ve ALLAH SEVGİSİNİ YAŞAMAYA?

2.

İşte Allah’ın daveti, O’na ulaşmak ve O’na dost olmak!

İşte MUTLULUK REÇETESİ!

İşte Kur’an-ı Kerim ışığında kalpte bir uyanışın ve Allah sevgisinin başlayacağı, Allah’a ulaşmayı dilemekle ulaşılacak olan ahir zamanda insanlığın aradığı MUTLULUK!

O halde hiç zaman kaybetmeden, hemen şimdi kaldırın ellerinizi,

kapatın gözlerinizi, derin bir nefes alın…..

Gönlünüzü Allah’a bağlayın ve kalbinizden Allah’ı istediğinizi bildirerek yalvarın Mevla’ya;

-Ya Rabbi! Ölmeden önce ben de Sana ruhumu ulaştırmak istiyorum. Hani senin ermiş evliyaların var ya, Hz. Veysel Karani, Hz. Mevlana, Hz. Yunus, Hz. Rabia, Hz. Meryem ve daha bir çokları, Sana nasıl ermişler nasıl Senin ermiş evliyan olmuşlarsa, ben de onlar gibi Sana ermek, ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum. Ölmeden önce Sana kavuşmak istiyorum. Beni de ermiş kullarından eyle ve dostluğuna kabul et Ya Rabbi!, Deyin…

Sadece bir tek dilekle….

Ne kadar basit değil mi? Sonra…

Sonra yapılması lazım gelen ilk işlem Allah’ın ismi ile zikretmeye başlamak. Rabbimiz’in ismi Allah olduğuna göre Al-lah, Al-lah, Al-lah diye Rabbimiz’i anmak….

Allah’ı gerçekten seven O’nu unutmaz ve kalbinde adını anarak hep hatırlamak için gayret eder.

Allah’ı ara sıra zikretmek farzdır;

73/MUZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve Rabbinin İsmi’ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

Allah’ı çok zikretmek farzdır;

33/AHZÂB-41: Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).
Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.

Allah’ı sürekli zikretmek farzdır;

4/NİSÂ-103:
Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken) Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı erkânıyla kılın. Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur.

3.
İşte Mutluluğun reçetesini buldunuz, kapının kilidini açtınız. Sadece bir Dilekle Rab’bimize O’na dost olmak istediğinizi ilettiniz ve Allah’ı zikretmeye başladınız.

Peki şimdi ne olur?

Eğer bunu dilden değil, bütün kalbinizle dilediyseniz Allahû Tealâ kalbinizdeki bu dileği gördüğü anda derhal üzerinizde tecelliye başlar.

Sizi işiten, gören ve idrak eden bir kişi haline getirir.

Kalbinizin nurlara kapalı olan kapısını açar, kalbinize nur göndermeye başlar.

6/EN’ÂM-125:
Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime (İslâm’a) açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine pislik (azap, darlık, güçlük) verir.

39/ZUMER-22:
Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur, değil mi? Allah’ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlet içindedirler.

Böylece kalbinizin kapısı Allah’a açılınca Allah’ın zikriyle kalbinize gelen nurlarla huşûya ulaşırsınız. Kalbinizde Allah sevgisi yeşermeye başlar.

57/HADÎD-16:
Allah’ın zikri ile ve Hakk’tan inen şeyle (Allah’ın nurları ile), âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır.

Yoksa; “Bütün bu söyledikleriniz bende oluşmuyor ve kalbimde Allah’a karşı halâ bir şeyler hissetmiyorum” mu diyorsunuz?

O hâlde siz Allah’a ulaşmayı kalpten dilememişsiniz.

Öyleyse tekrar dileyin, ve tekrar dileyin ki bu dileğiniz sadece dilden değil kalbinizin taaa derinliklerinden gelsin.

Bütün gönlünüzden Allah’ı isteyin ve O’na O’nu istediğinizi haykırın!

O’nu çok zikredin.

O’nu düşünün.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYİN!

4.

Eğer bu dileği gerçekten kalpten dilediyseniz artık ibadetleri seveceksiniz, Allah’ı zikretmeyi seveceksiniz. İçinizde MÜRŞİD sevgisi oluşacak.

Çünkü bu andan itibaren hedefiniz ALLAH olduğu için bütün yardımı size Allah sağlayacak.

Size ibadetleri ve mürşidinizi sevdirerek ruhunuzu ölmeden önce Kendisine ulaştıracak. Çünkü Allah bizi Kendisine ve cennet saadetine ulaştıracağına söz vermiş.

Biliyor muydunuz ancak bir mürşid vesilesiyle hidayete yani Allah’a ulaşabileceğimizi?

Biliyor muydunuz hacet namazı kılarak mürşidimizi Allah’a sormanın farz olduğunu? Her evliyanın mutlaka bir mürşidi olduğunu biliyor muydunuz?

5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihî leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takvâ sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Necmeddin Kübra Hazretleri buyurur ki:

“Allah’a ulaşmak onun emirleri doğrusunda yürümekle olur.

Salikin (ruhunu Allah’a ulaştırmak üzere yolculuk yapan müridin ) isimlerin delaleti yoluyla vuslata ermesi (Allah’a ulaşması) için Kamil mürşide ihtiyacı vardır. (Tasavvufda on temel esas)

Allah’a teslim olmayı dileyen kişi mürşidini arar.

72/CİNN-14:
Ve gerçekten bizden, (Allah’a) teslim olanlar da var ve bizden kasitun (kalpleri kasiyet bağlamış) olanlar da var. Artık kim (Allah’a) teslim olmuşsa (ruhunu teslim etmişse) işte onlar, irşad olmayı (nefsin ve iradenin teslimini) arayanlardır (dileyenlerdir).

Abdülkadir Geylani Hazretleri buyurur ki:

Sadıklara, salihlere iltihak et, onların arasına katıl, eğer kimin salih kimin münafık olduğunu ayırt edemezsen o zaman geceleyin kalk namaz kıl. Ve deki:

-Yarabbi, bana salih kullarını göster, sana gelmemde kılavuzluk edecek kişileri göster.” (Sohbetler kitabı sayfa 201)

Allahû Tealâ’dan hacetimizi yada Abdulkadir Geylâni Hazretlerinin söylediği gibi bizi Allah’a gitmemizde yani Allah’a dünya hayatını yaşarken ulaşmamızda kılavuzluk edecek olan mürşidimizi sormak için HACET NAMAZI kılınır.

Perşembeyi cumaya bağlayan gece saat 24.00 den sonra boy abdesti alarak

4 rekâtlık HACET NAMAZINA niyet edilir. Aşağıdaki ayetler okunur.

5.

1. Rekat: Subhaneke + Fatiha + 3 Ayetel Kursi

2. Rekat: Fatiha + İhlas + Felak + Nas

Oturuş: Ettehiyyatu

3. Rekat: Fatiha + İhlas + Felak + Nas

4. Rekat Fatiha + İhlas + Felak + Nas

Oturuş: Ettehiyyatu + Allahumme salli + Allahumme barik + Rabbena

Namaz bittikten sonra kişi Allah’tan rüyasında mürşidini göstermesini diler. Hiç konuşmadan göğsü kıbleye gelecek şekilde sağ tarafının üzerine yan üstü yatarak uzanır. Üç kere Âyet-el Kürsî okur.

Allah ‘ın kendisine mutlaka mürşidini göstereceğine kesin inanarak “Al-lah,

Al-lah ”diyerek uyur. Eğer birinci gece göremezse her perşembe yada her gece Allah kendisine mürşidini gösterinceye kadar bu namaza devam eder.

Bakara Sûresi 45. Âyet-i Kerimesinde Allah’tan HACET NAMAZI ile mürşidimizi istemek üzerimize farz kılınmıştır.

2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).

(Allah’tan) sabırla ve namazla yardım (istiane) isteyin. Fakat muhakkak ki bu (HACET NAMAZI ile kişiyi Allah’a ulaştıran MÜRŞİD’i sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

Rabbimiz huşû sahiplerine mutlaka yardım edecek ve mürşidini gösterecektir.

Huşû sahipleri Bakara Sûresi 46. Âyet-i Kerimeye göre mutlaka ölmeden önce Allah’a ulaşacaklarına ve ölümden sonra da ruhlarının Allah’a geri döneceğine kesin olarak inanan kişilerdir. Çünkü ancak Allah’a ulaşmak isteyen ve buna kesin olarak inanan kişiler hidayete ererler. Ancak o zaman kalplerinde gerçek Allah sevgisi yeşerebilir ve huşû sahibi olurlar.

2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
O (huşû sahipleri) ki; onlar, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

Kehf Sûresi 17. Âyet-i Kerime’ye göre ruhu Allah’a ulaşan kişi HİDAYETE eriyor. Fakat dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişiler ise dalâlette yani karanlıkta kalıyorlar ve onlar için de bir mürşid bulunmuyor.

18/KEHF-17: Ve tereş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.

6.

Rad Sûresi 27. Âyet-i Kerime’ye göre Allah sadece On’a yönelenleri Kendisine ulaştırıyor.

13/RA’D-27: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihi), kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

Kehf Sûresi 17. Âyet-i Kerimesine göre ve Rad Sûresi 27. Âyet-i Kerimesine göre Allah’a yönelmeyen ve bir mürşidi bulunmayan kişileri Allahû Tealâ dalâlette bırakıyor ve kurtuluşa ulaştırmıyor.

Abdul Kadir Geylâni Hazretleri „Siz Allah’ın Kitabına, Resurullah’ın ahlakına ve mürşidlere uymadıkca asla felah bulamaz. Kurtuluşa eremezsiniz.“ buyuruyor. (Sohbetler Kitabı)

Hidayete eremeyenler Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için kendi sorumlulukları üzere dalâlette kalıyorlar.

17/İSRÂ-15: Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî), ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).
Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

Allah’a ulaşmayı yalanlayanlar Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için hüsrana düşüyorlar. Böylece hem dalâlette kalıyor hem de hidayete ulaşan kimseler olamadıkları için kurtuluşa ulaşamıyorlar.

10/YÛNUS-45:
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimse(ler) olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).

Allahû Tealâ her kese serberst irade verdiği için kullarından istediği, kendi istekleri ile Allah’a ulaşmayı dilemeleridir. Ancak o zaman onları mutlaka Kendisine ulaştıracaktır.

Peygamber Efendimiz (SAV) “Ey insanlar! Hepniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.” Buyurmuştur.

7.

Peygamber Efendimiz (SAV) bir diğer hadisinde;

Men habbebe likaallahi habbevallahi likai Men kerie likaallahi keriallahi likai

Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allah’da o kimseyi kendine ulaştırmayı diler,

Kim Allah’a ulaşmayı dilememişse (kerih görürse), Allah’da o kimseyi kendisine ulaştırmayı dilemez. (kerih görür) buyurmuştur.

Dalâlette olmak nefsin kalbinin %100 karanlıkta olması demektir. Allah’a davet edilmeden önce herkes dalâlettedir. Ancak Allah’a ulaşmayı dileyen kişilerin göğsünden kalbine nur yolu açılır ve %100 karanlık olan kalbin içine %2 rahmet nuru girer. Mürşidinin önünde tövbe ettikten sonra da kalbine iman yazılır.

58/MUCÂDELE-22: Lâ tecidu kavmen yu’minûne billâhi vel yevmil âhıri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ev ebnâehum ev ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minhu, ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anhu, ulâike hızbullâh(hızbullâhi), e lâ inne hızballâhi humul muflihûn(muflihûne).
Allah’a ve âhiret gününe (ölmeden önce Allah’a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah’a ve O’nun Resûl’üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razı oldular. İşte onlar, Allah’ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah’ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?

Mürşidine ulaşan kişinin günahları sevaba çevirilir.

25/FURKÂN-70
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet gönderendir).

Al-lah, Al-lah, Al-lah diye yapılan zikir kalbe nurların gelmesini sağlayan bir şifredir. Mürşidin önünde tövbe ederek kalbine iman yazılan kişi Allah’ı zikrettikçe kalbine gelen nurlar iman kelimesinin etrafında birikir. Kişinin nefsi aydınlanarak afetlerden arınır. Nefsinin kalbi nurlandıkça ruhu Allah’a doğru yükselir. Seyrü sülûk, nefsin tezkiye olması ile birlikte ruhun 7 gök katını geçerek Allah’a ulaşmasıdır.

35/FÂTIR-18: Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte),
ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru).
Ve yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).

8
25/FURKÂN-71: Ve men tâbe ve amile sâlihan fe innehu yetûbu ilallâhi metâbâ(metâben).
Ve kim (mürşidi önünde) tövbe eder ve salih amel (nefs tezkiyesi) işlerse, o taktirde muhakkak ki o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a ulaşır (hayattayken ruhu Allah’a ulaşır).

Yunus’un, Mevlâna’nın ve bütün Allah dostlarının günahlarından arınmak ve ölmeden önce Allah’a kavuşup vuslata ermek için neden aşk ile mürşid kapısına koşup önünde tövbe ettiklerini bir düşünün.

Eşref Rumi Hazretleri buyurur ki:

Bil ki ey âziz kardeşim! Bunlar gerçek müridliğin şartlarındandır.

Birincisi Tevbedir. Mürid, tevbe edip şeyhin irşadına teslim olmalıdır.

Şeyhin elinden tutup bütün yaptıklarına ve günahlarına tevbe etmelidir. Çünki hakiki şeyhin eli, hakikatta Resulullah (S.A.V.) in eli gibidir, zira vekilidir. (TAM MÜZEKKIN NÜFUS Sayfa 443)

Dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşmak hepimizin üzerimize farz kılınmıştır. Yunus Sûresi 7, 8. Âyet-i Kerimeleri Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin gideceği yerin cehennem olduğunu söylüyor.

10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme’ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10/YÛNUS-8: Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

Kehf Sûresi 103, 104, 105. Âyet-i Kerimelerinde ise Allah’a ulaşmayı inkâr edenlerin amellerinin de boşa gideceği buyuruluyor.

18/KEHF-103,104: Kul hel nunebbiukum bil ahserîne a’mâlâ(a’mâlen). Ellezîne dalle sa’yuhum fîl hayâtid dunyâ ve hum yahsebûne ennehum yuhsinûne sun’â(sun’an).
De ki: “Ameller açısından en çok hüsrana uğrayanları size haber vereyim mi?”

Onlar, dünya hayatında amelleri (çalışmaları) sapmış (kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelerden daha fazla) olanlardır. Ve onlar, güzel ameller işlediklerini zannediyorlar.

18/KEHF-105:
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

9.
O HALDE HİÇ ZAMAN KAYBETMEDEN ACELE EDELİM.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEREK, ALLAH’IN BİZİM İÇİN TAYİN ETTİĞİ MÜRŞİDİMİZİ ARAMANIN TAM ZAMANI.

MÜZEMMİL SÛRESİ 19. ÂYET-İ KERİMESİNE GÖRE BİZİ ALLAH’A ULAŞTIRAN BİR YOL TUTALIM VE ALLAH’I ÇOK ZİKREDEREK NEFSİMİZİ AFETLERDEN ARINDIRALIM.

ÖLÜMÜN NE ZAMAN GELECEĞİ BELLİ OLMAZ VE ÖLÜMDEN SONRA DA HİÇ BİR PİŞMANLIK FAYDA VERMEZ!

73/MUZEMMİL-17,18:
Eğer inkâr ederseniz, o taktirde çocukların saçlarını (korkudan) ağartan o günden kendinizi nasıl koruyacaksınız?Sema onunla (o günün şiddeti ile) yarılıp çatlamıştır. O’nun (Allah’ın) vaadi yapılmıştır (yerine gelmiştir).

73/MUZEMMİL-19: İnne hâzihî tezkirah(tezkiretun), fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).
Muhakkak ki bu, hatırlatmadır (öğüttür). Artık kim dilerse, Rabbine (ölmeden önce ruhunu) ulaştıran bir yol ittihaz eder (yol edinir).

SEN DE HİÇ DENEDİN Mİ? ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEDİN Mİ?

Allah’a ulaşmayı diler de yönelirsen eğer O’na, bak kalbine neler olacak….

Göreceksin ki, göklerin mavisi başka mavi, ağaçların yeşili bir başka yeşil, hayat bir başka güzel…. Evet, hepsi senin için, çünkü sen insan olarak yaratıldın ve her şey de senin için yaratıldı.

O halde ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmayı dile ve kendini bir kere daha dışarı at ve gör ki, sanki daha önce geçtiğin sokaklar başka sokak, çiçekler bir başka güzel, hayat Allah ile bir başka güzel.

4 Ara




ALLAH’A MÜLAKİ OLMAYI (RUH’UNU ÖLMEDEN EVVEL ULAŞTIRMAYI) DİLEMEYEN HİÇ KİMSE KURTULUŞA EREMEZ!..

ALLAH’A MÜLAKİ OLMAK=ALLAH’A ULAŞMAK
Mülaki fiili; lam,kaf,ye harflerinden oluş’an likaye kökündendir.Lügat anlamı; Kavuşmak.ulaşmaktır.
Kur’anı kerimde Allah’ın farz kıldığı ayetlerde Allah ismiyle,rab ismiyle beraber kullanılmıştır.Kur’an da açık olarak “Allah’a mülaki olmanın (Allah’a ulaşmanın),Kişinin arzusuna bağlı olarak bu dünya hayatını yaşarken gercekleştirilmesinin” Açıkca belirtilmiş olmasına rağmen,nerede MÜLAKİ kelimesi gecmişse;”Ölümden sonra Allah’ın huzurunda haşrolunmak”olarak Meallendirmişlerdir.Önce Allah’ın bu farz emrini ancak “Yaşarken gercekleştirmek mecburiyetinde olduğumuzu”İspat edelim.
Bir defa bu ulaşma;”ALLAH’A ULAŞMADIR” Meallendirenler ise,bunu “ALLAH’IN HUZURUNDA HAŞROLUNMAK”Olarak almışlardır.Ulaşacak olan “RUH” tur.Zira Allah’tan inasana üflenmiştir.Ölüm ile yine Allah’a ulaşacak olan“RUH”tur ama kişinin iradesi dışında.Onun için Allah’ın emri,sadece kişi hayatta iken gecerlidir.
Ankebut/5- Fe men (artık kim) kanu yercu (olmayı arzu ederse-arzusunda olursa) likaallahi (Allah’a mülaki-Allah’a kavuşmayı) fe inne (artık şüphesiz) ecelallahi leat (Allah’ın onu kendine ulaştırma zamanı gelecektir.) Ve hüvessemiün aliym (muhakkakki Allah-o kişinin talebini- işitir ve bilir)
Bu ayette kişi serbest iradesi ile talep edecek Allah’ta karşılığında kendisine ULAŞTIRACAKTIR.Eger bu ulaşma Allah’ın huzurunda toplanmak olsaydı o zaman Arzu etmeyenler huzurda toplanmayacaklardı.Hadis-i Şerif te bu ayet parelelindedir.
“Kim Allah’a kavuşmayı severek arzu ederse Allah da ona kavuşmayı severek arzu eder. Kim Allah’a kavuşmayı hoş görmezse, Allah da ona kavuşmayı hoşgörmez.Buhârî 12/2043)
***Ey insanlar,ölmeden önce gafleti bırakın Allah’utealaya mülaki olun ve tövbe edinki Allah’a kul olasınız.Sizi oyalayıcı işleriniz coğalmadan Salih amel işleyiniz.Allah’ıçok zikredin rabbinizin rızasını kazanın.Böyle yaparsanız “rızkınız bollaşır,yardımgörürsünüz ve eksiklikleriniz tamamlanır”( Sünen ibnimace;T.Gz.dini t. sözlüğü)
Kehf/110- Fe men (artık kim) kanu yercu (olmayı arzu ederse) likae rabbihi (rabbine mülaki-rabbine ulaşmayı) felya’mel (o zaman işlesin) amelan salihan (nefs ini tezkiye eden-nefsini ıslah eden)
Bu ayette de Allah’a ulaşmak, “Salih amael işleme-Nefs tezkiyesi” ile mümkün olma şartı getirilmiştir.Eger ölümden sonra Allah’ın huzurunda toplanma olsaydı;Salih amel işlemeyen o toplantıya katılmayacaktı.Dolayısıyla kişinin dünya hayatını yaşarken ALLAH’A ULAŞMASI Kesindir.Bu hususta yakın geçmişte yaşamış olan evliyalardan M.Zahid Kotku Hazretleride, K.S.Eserin adi:Tasavvufi Ahlak. Allahu tealaya mülaki olmak icin muhabbet ve istiyak üzere olup Salih ameller üzeri Hak Celle va Alaya mülaki olmayi arzu ve ümit eyleye. __Hak Celle ve Alaya mülaki olmayi isteyen herkese yakisan sey Ameli salihdir.Buyurmuştur.
84 / İNŞİKAK – 6 : Yâ eyyuhel insânu inneke kâdihun ilâ rabbike kedhan fe mulâkîh(mulâkîhı).
Ey insan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru (yola çıkarak) cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâki olursun (ruhunu Allah’a ilka edersin, ulaştırırsın).
Bu ayette de yine Allah’a ulaşmanın şartı olarak “CİHAD” yani Nefs tezkiyesi getirilmiştir.
Allah’ın dininin TEMELİ İMAN’DIR.İmanın da olmazsa olmaz şartı “ALLAH’A MÜLAKİ OLMAYA-(Ölmeden evvel ruh’un ulaşmasının var olduğuna,farz olduğuna kişinin kendisinin de bu talebi gerçekleştirerek MÜ’MİN olabileceğine) İMAN ETMETİR”
Hud/29- ..Ma ene bitarillezine amenu (ben o iman etmiş olanları yanımdan kovamam) innehüm (şüphesizki onlar) mülaku rabbihim (rablaerine mülaki olacak olanlardır-rablerine ulaşacak,kavuşacak olanlardır) eraküm kavmen techalun(sizi cahil bir millet olarak görüyorum.
Hud/29 da Allah’uteala mülaki olmanın (Allah’a ulaşmanın,kavuşmanın) dünya hayatında olacağını ölümle veya kıyametten sonra olmayacağına acıklık getirmiştir.Cahil olan kavmin bunların dışında tutulduğunuda tefrik etmiştir.
Aynı istikamette hadis-i Şerif (Cibril Hadisi): Buhari.1.cild.47.hadis;(Cibril hadisi,Müslim.1.cild 63.tirmizi 1.cild 60 ta da zikredilmiştir)
Cebrail as soruyor;İman nedir ?-;Allah’a,Meleklerine,Allah’a mülaki olmaya (Allah’a ulaşmaya),Resullerine ve öldükten sonra dirilmeye inanmaktır.
Demekki burada da İmanın şartlarından birisi de “ALLAH’A MÜLAKİ OLMAYA-O’NA ULAŞMAYA” İNANMAKTIR.Bunun aksini düşünmek,ALLAH İLE SAVAŞA GİRMEK demektir. Böyle mantıksız şey olurmu ? Aklınızı başınıza alın ve “Allah’tan yardım dileyin”gerekirse bu hususta Allah’a bir dilekce yazın “hacet namazı ile o sizlere mutlaka yardım edip idrak ettirecektir.Bu sözümüz tabiî ki herkese değil sadece “ESKİ ALİMLER BÖYLE SÖYLEMİŞLER şimdi biz onlarımı değiştirelelim”diyenleredir.Ya Allah’a inanacaksınız ya da HEVA ve HEVESİNİZE,ya Allah’ı “İLAH”edineceksiniz ya da “NEFS’İNİZİ”
Ama yine de”bu böyle değil falan alim bunu böyle söylememiş filan alim buna başka acıklık getirmiş”diyebiliyorlarsa onlara da diyecek bir sözümüz yok çünkü biz ALLAH’IN DİNİNDEN bahsediyoruz.Onların ve babalarının dininden değil.Onlar babalarının atalarının dini üzerine yaşasınlar.
2 / BAKARA – 170-171 : Ve onlara: “Allah’ın indirdiği şeye tâbî olun!” denildiğinde; “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yola) tâbî oluruz.” dediler. Ve eğer, onların ataları hiçbir şeyi akıl etmiyor ve hidayete ermemiş olsalar bile mi? O inkâr edenlerin (kâfirlerin) hali, haykırması sebebiyle bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyen (anlamayan) kimsenin durumu gibidir. (Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler).
5 / MAİDE – 104 : Ve onlara: “Allah’ın indirdiğine (Kur’ân’a) ve Resûl’e (itaate) gelin.” denildiğinde; “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey (din) bize yeter (kâfi)” derler. Ya onların babaları (bu gerçeklere ait) bir şey bilmiyorlarsa ve hidayete ermemişlerse de mi…?
31 / LOKMAN – 21 : Ve onlara “Allah’ın indirdiği şeye (Kitaba) tâbî olun!” denildiği zaman: “Hayır, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye tâbî oluruz.” dediler. Ve şeytan onları, alevli ateşin (cehennemin) azabına çağırıyor olsa da mı?
Kıyamette Allah’ın huzurunda haşrolunmak bizim irademize bağlı olmadığı aşağıdaki ayetlerde yeralmış.
6 / EN’AM – 22 : Ve o gün hepsini haşredeceğiz sonra ortak koşanlara: “Zanda bulunmuş olduğunuz ortaklarınız nerede?” diyeceğiz.
15 / HİCR – 25 : Ve muhakkak ki; senin Rabbin, O, onları haşreder (huzurunda toplar). Muhakkak ki; O, Hakîm’dir, Alîm’dir.
19 / MERYEM – 85 : O gün muttakileri (takva sahiplerini), Rahmân’ın huzurunda izzet ve ikramla haşredeceğiz (toplayacağız).
20 / TAHA – 102 : O gün ki, sur’a üfürülür. Ve mücrimleri, o izin günü morarmış olarak haşredeceğiz (toplayacağız).
Allah’a mülaki olmayı arzu edenlerle (Allah’a ulaşmayı dileyenlerle) ilgili ayetler’e parelel EVLİYALARIN sözleri ve hadis’i şerifler:
Deylemi;Ebrar (beraat eden-cennetlik olan) bana mülaki olmayı istiyor (Allah’a ulaşmayı diliyor) ben de onları çok istiyorum.

ALLAH’IN ZATINI DİLEMEK VE ULAŞMAK
ABDULKADİR GEYLANİ HZ İLAHİ ARMAĞAN KİTABINDAN
Hak yolunu sana göstermek ve seni yalnız, Hakk’ın vechini dileyenlerin safına katmak istiyorum. Sizler heves peşindesiniz. Ciddî meseleleri ele aldığınız yok.
Allah’ım beni ve onları zatına ulaştır. Sana dönmeyi nasip eyle. Onların nifak ve şirk bağından bizi kurtar.
Diğer âyet-i kerimede ise şöyle anlatıldı:
“Yalnız O’nun vechini dilerler.” (el-Kehf, 18/28)
Bahtiyar olana kudret eli gelir; Hak’tan gayri bilinen bütün varlıktan onu kurtarır.
O el, bir gün sana da gelir; kolundan tutar, velayet makamına yerleştirir. Yolculuğun biter, sülûkün sona erer. Bulacağını bulursun. Dünya sana koşar. Âhiret de onun peşinden… Her ikisi de sana hizmetçi olur. Hiç bir darlık bilmeden makamında kalırsın.
Sâlih kullar, o kapıdan içeri girince hiçbir gözün görmediği, kulağın işitmediği, beşer kalbinin hatırlamasına imkân olmayan kutsî varlıklar görür, şöyle duaya başlarlar: “Allah’a hamd olsun; Zât’ından ayrı kalma üzüntüsünü bizden aldı. Aramızdaki perdenin verdiği kederi kaldırdı. Bizi Zât’ı için seçti, yakınlığına erdirdi. Bilhassa Zât’ından gayri şeylerle meşgul olma derdini bizden aldı. Bizi bütün fâni varlıklardan beri edip Zât’ı ile olmayı nasip ettiği için Allah’a hamd olsun; Rabb’imız hem Gafûr, hem de Şekûr’dur. Yaratan’ımız, hatalarımızı bize göstermeden silerve yaptığımız az kulluğa karşı bol iyilik eder.”
Sizden kim olursa olsun, ortalığı gece karanlığı kapladığı zaman, halkın sesi çekildiği ve uyudukları anda kalksın. Abdest alsın ve iki rekât namaz kılsın. Ve desin: “Allah’ım, kullarından sâlih olan, Zât’ına yakınlık bulan birini bana göster. O, beni Sana iletsin ve Zât’ına varan yolu göstersin.

ALLAHA TALİP OLMAK
Bunun gibi o temiz kalp kimde olursa Hakk’a dair hatıra onu sarar. Hakk’ın fikri, zikri sende olursa kalbin Hak yakınlığı ile dolar ve şeytanî arzu, heves kaçar gider. Dünyalık şeyler de sende kalmaz.Her şeyin kendine göre hatıraları, düşünceleri var. Dünyanınki ayrıdır. Âhiretin de kendine has düşündürücü şeyleri var. Malın, mülkün, nefsin ve kalbin de hatıraları var. Hak Teâlâ’nın hatırası hepsinden üstündür.EY CANDAN HAKK’a TALİP olan, bütün hatıraları atıp Hak hatırası ile kalmaya muhtaçsın.
ABDULKADİR GEYLANİ HZ İLAHİ ARMAĞAN KİTABINDAN 61.MECLİS Bu konuşma, medresede yapıldı.
Konuşma tarihi: Hicrî, 20 Recep 546, Milâdî 1151

ALLAH’a DÖNÜŞ DÜNYADAYKEN OLUR VE PEK AZ KİŞİ BUNU YAŞAR
Allah yolcularının darlığı geçmez. Sancıları dinmez. Gözleri aydın olmaz. Musibetleri eksik olmaz; ta Hak Teâlâ’ya kavuşuncaya kadar. Hak Teâlâ’ya kavuşmaları iki yönden olur: Biri dünyada, öbürü âhirette. Kalp ve sır âlemi ile dünyada Hakk’a vasıl olan azdır. Âhirette bütün varlıkları ile O’na kavuşurlar. Kavuşan rahat ve huzura erer. Ama önceleri, ağlamakla sızlamakla geçer.
ABDULKADİR GEYLANİ HZ İLAHİ ARMAĞAN KİTABINDAN 28. MECLİS
Bu konuşma Ribât’ta yapıldı.
Konuşma tarihi: Hicrî 9 Cemâziyelâhir 545, Milâdî 1150.

M.ZahitKotkuK.S:TasavvufiAhlaki
Allahu tealaya mülaki olmak icin muhabbet ve istiyak üzere olup, Salih ameller üzeri Hak Celle va Alaya mülaki olmayi arzu ve ümit eyleye.Hak Celle ve Alaya MÜLAKI OLMAYI ISTEYEN herkese yakisan sey Ameli salihdir.
Said-i Nursi Hz.lerinden:
ONÜÇÜNCÜ REŞHA: Acaba bütün efâzıl-ı benî-Âdemi arkasına alıp, Arz üstünde durup, Arş-ı âzama müteveccihen el kaldırıp dua eden şu şeref-i nev-i insan ve ferîd-i kevn ü zaman ve bihakkın fahr-ı kâinat ne istiyor? Bak dinle: Saadet-i ebediye istiyor, beka istiyor, LIKA istiyor, Cennet istiyor.(19söz.Orjinal Sayfa: 88)
Ey nefsim! Mâdem öyledir, sen dahi kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki: “Fâniyim, fâni olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahman’a teslim eyledim, gayr istemem (Said-i Nursi-i Hz.Sözler/26.söz)
…cenab-ı hakkın zatını ve esma ve sıfatlarını sevmek için verilmiş sonsuz sevmek hissini dünyaya ve nefsine sarfeden bu sebeble ahiretten gaflete düşen insanın şu fıtratındaki sonsuz sevmek hissini hakiki sahibine tevcih edebilmesi için bir manevi terbiyeye ihtiyaç vardır. bu ihtiyaca cevab veren ve şu muhabbetin yüzünü mana-yı ismiden mana-yı harfiye ınkılab ettirecek olan ise bütün davranış ve harekatıyla sünnet-i seniyeye ayinedarlık eden, onu gösteren insan-ı kamillere teveccüh etmektir.
Ehl-i tarîkat ve hakikatça müttefekun aleyh bir esas var ki: Tarîk-ı Hak’ta sülûk eden bir insan, nefs-i emmaresinin enaniyetini ve serkeşliğini kırmak için lâzım gelir ki; nazarını nefsinden kaldırıp şeyhine hasr-ı nazar ede ede tâ fena fi-ş şeyh hükmüne gelir. “Ben” dediği vakit, şeyhinin hissiyatiyle konuşur ve hâkeza.. tâ fena fi-r resul, fena fillaha kadar gider.
Sikke-i Tasdik-i Gaybi ( 149 ) Lem’alar ( 162 )
Öyle ise, herbirimiz istidadımıza göre o muhabbet cazibesiyle sülûk edeceğiz. Sözler ( 339 )
Buhari.4.cild.575.hadis;Peygamber(SAV) teheccüd namazındaki duası,”Ya rabbi sana mülaki olmak haktır”
Buhari.1.cild.47.hadis;(Cibril hadisi,Müslim.1.cild 63.tirmizi 1.cild 60 ta da zikredilmiştir)Cebrail as soruyor;”iman nedir ya reslullah? Peygamber(sav) efendimiz; İman odurki;Allah’a,meleklerine,o’na(Allah’a)mülaki olmaya.resullerine ve öldükten sonra dirilmeye iman etmektir.
Buhari.12.cild.2043. hadis;Kim Allah’a mülaki olamaya muhabbet ederse(severek arzu ederse) Allah ta ona muhabbet besleyerek kendisine mülaki kılar(ulaştırır).Kim de Allah’a mülaki olmayı kerih görürse (arzu etmezse-yok böyle bir şey derse) Allah ta onu kerih görür kendisine mülaki kılmaz (ulaştırmaz)
Sünen ibnimace;(Türkiye gazetesi dini terimler sözlüğü)Ey insanlar,ölmeden önce gafleti bırakın Allah’utealaya mülaki olun ve tövbe edinki Allah’a kul olasınız.Sizi oyalayıcı işleriniz coğalmadan Salih amel işleyiniz.Allah’ıçok zikredin rabbinizin rızasını kazanın.Böyle yaparsanız “rızkınız bollaşır,yardımgörürsünüz ve eksiklikleriniz tamamlanır”.
Nasuhul ibat“Allah’ım sana mülaki olmaya (Yaşarken sana ulaşmaya)iman eden,kaderine razı olan verdiğine kanaat eden nefs-i mutmaine isterim”
Hadis No: 4132.kutubi sitteTanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Allah Teala Hazretleri diyor ki: “Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affıma) ümid ettikçe ben senden her ne sadır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanyn bulutları kadar bile olsa, sonra bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey Ademoğlu! Bana arz dolusu hata ile gelsen, sonunda hiç bir şirk koşmaksyzın bana mülaki olursan( kavuşursan), seni arz dolusu mağfiretimle karşılarım.”
Riyazüssalihin/6.cild.228Yüce Allah kulunu “dünya ile kendisine mülaki olma arasında serbest bıraktı”.Cenneti isteyen kul da o’na mülaki olmayı secti.
Camiussagir (hadisi kudsi)Cebrail kardeşim bana şöyle dedi;”Allah şöyle buyuruyor,ben dünyaya,dostlarım için ACI,BULANIK,DAR VE SIKINTILI olmasını vahyettim taki bana ulaşmayı dilesinler.
***Ecel beden evini yıkmadan, biz beden evini yapana kavuştuk. Allah’a hamdolsun, biz “Ölümden evvel ölünüz!” sırrına mazhar olduk.
MEVLANA HZ DİVANI KEBİR (c. IV, 1670)758
Allah’a mülaki olmayı(Allah’a olaşmayı-ona bu dünya hayatında kavuşmayı) inkar edenlerin,arzu etmeyenlerin akibetlerinin ne olacağını acıklayan ayetler.
6 / EN’AM – 31-32 : Kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâh(likâillâhi) hattâ izâ câethumus sâatu bagteten kâlû yâ hasretenâ ……
Allah’a mülâki olmayı (ölmeden evvel, dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah’a ulaştırmayı) yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. O saat aniden onlara gelince, sırtlarında yüklerini taşıyarak: “Orada (dünyada) aşırı gittiğimiz şeyler üzerine (günahlar sebebiyle) bize yazıklar olsun.” dediler. Yüklendikleri şey ne kötü, (öyle) değil mi? Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?
10 / YUNUS – 15 : Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin kâlellezîne lâ yercûne likâena’ti bi kur’ânin gayri hâzâ ev beddilh(beddilhu),…
Ve onlara âyetlerimiz, delillerle okunduğu zaman Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir veya O’nu değiştir.” De ki: “O’nu, kendi nefsimden (bir şey) ilka ederek benim değiştirmem olamaz. Ben ancak bana vahyolunan şeye tâbî olurum. Şâyet Rabbime asi olursam muhakkak ki ben, büyük günün azabından korkarım.”
10 / YUNUS – 11 : …fe nezerullezîne lâ yercûne likâenâ fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).
Ve eğer Allah onların hayrı acele istemeleri gibi insanlara şerr için acele etseydi, elbette onların ecelleri yerine getirilirdi (kaza edilirdi). Fakat (hayatta iken) Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.
A’RAF/186-Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi (hidayete erdiren) yoktur. Ve onları azgınlıkları (isyanları) içinde şaşkın (bir halde) terkeder (bırakır).
Yunus/11 ile A’raf/186 yı birleştirdiğimiz zaman!..
Allah’a MÜLAKİ olmayı arzu etmeyenler=AZGINLARDIR.
DALALETTE OLANLAR =AZGINLARDIR.
İkinci Tarafları eşit olanların Birinci tarafları da eşittir.O zaman!…
Allah’a MÜLAKİ OLMAYI Arzu etmeyenler=DALALETTEDİR”
Dalalette olanlar da,Azgınlar (Gavinler) da Cehennemliktirler.
Yasin/62,63- Ve andolsun ki sizden birçoklarını dalâlette bıraktı. Hâlâ akıl etmez misiniz? Size vaadedilmiş olan cehennem (işte) budur.
Kamer/47,48- Muhakkak ki mücrimler (suçlular), dalâlet ve çılgınlık içindedir. O gün yüz üstü (sürünerek) ateşe sürüklenirler. “Sekarın (alevli ateşin) dokunuşunu tadın!” (denir).
HİCR/42,43,44-Azgın olanlardan (iğvaya düşürdüklerinden) sana tâbî olan kimseler hariç, muhakkak ki; benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın (gücün) yoktur.Ve onların hepsine vaadedilen yer, elbette, mutlaka cehennemdir.Onun (cehennemin) 7 kapısı vardır. Her kapı için onlardan taksim edilmiş (bölünmüş) bir grup vardır.
Bu günkü İslam tatbikatına göre yaşayanların Allah’ın ayetlerini(bu ayet böyle demiyor diye) ve o’na mülaki olmayı inkar etmeleri neticesindeki durumlarını Allah’uteala nasıl acıklıyor.
18 / KEHF – 103-104-105-106 :…Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum….
De ki: “Ameller açısından en çok hüsrana uğrayanları size haber vereyim mi?”
Onlar, dünya hayatında amelleri (çalışmaları) sapmış (kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelerden daha fazla) olanlardır. Ve onlar, güzel ameller işlediklerini zannediyorlar.İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
(Âyetlerimi) örtmeleri (inkâr etmeleri) ve âyetlerimi ve resûllerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası işte bu cehennemdir.
10 / YUNUS – 7-8 : İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme’ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar ayetrimizden gafildirler.İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
10 / YUNUS – 45 :…, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimse(ler) olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).
29 / ANKEBUT – 23 : Vellezîne keferû bi âyâtillâhi ve likâihî ulâike yeisû min rahmetî ve ulâike lehum azâbun elîm(elîmun).
Allah’ın âyetlerini ve O’na (Allah’a) mülâki olmayı (ruhlarını hayatta iken Allah’a ulaştırmayı) inkâr edenler; işte onlar, rahmetimden ümidi kestiler. Ve işte onlar ki; onlar için elîm azap vardır.
25 / FURKAN – 21,22,23 : Ve kâlellezîne lâ yercûne likâenâ….
Ve Bize mülâki olmayı (ulaşmayı) dilemeyenler: “Bize de melekler indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” dediler. Andolsun ki onlar, kendi nefslerinde kibirlendiler ve büyük taşkınlık ederek haddi aştılar. O gün melekleri görecekler, izin günü mücrimlere müjde yoktur. Ve (melekler onlara): “(Size müjde) yasak edilerek haram kılınmıştır.” diyecekler.Ve onların yaptığı amellerin önüne geçtik (amellerini boşa çıkardık). Böylece onu (onların amellerini), savrulmuş toz zerresi kıldık (değersiz kıldık).
Allah’a mülaki olmayı dilemenin aynı zamanda HİDAYET le de kesin ilişkisi vardır.Hem mana bakımından”ikisi de ALLAHA ULAŞMAK hem de Allah’a mülaki olmayı yalanlayanların hidayete ermedikleri yunus/45 te acıklanmıştır.(yukarıda meali var)
Dalatten kurtulmak,hidayete ermek ve Allahın velisi olmak istemezmisiniz?
ALLAH RAZI OLSUN

Devamını oku: http://ozgul-oncu.webnode.com.tr/products/allah%E2%80%99a-mulaki-olmak%3Dallah%E2%80%99a-ula%C5%9Fmak/
Ücretsiz olarak kendi web sitesinizi oluşturun: http://www.webnode.com.tr

4 Ara




ALLAH’A MÜLAKİ OLMAK-ALLAH’A ULAŞMAK,KURTULUŞ İÇİN ŞARTMIDIR ?

Mülaki fiili; lam,kaf,ye harflerinden oluş’an likaye kökündendir.

Lügat anlamı; Kavuşmak.ulaşmak tır.

Kur’anı kerimde Allah’ın farz kıldığı ayetlerde Allah ismiyle rab ismiyle beraber kullanılmıştır.Kur’an da açık olarak “ALLAH’A MÜLAK OLMANIN (Allah’a ulaşmanın) KİŞİNİN ARZUSUNA BAĞLI OLARAK BU DÜNYA HAYATINI YAŞARKEN ÖLMEDEN EVVEL OLDUĞU”Belirtilmiş olmasına rağmen,nerede MÜLAKİ kelimesi gecse “ÖLÜMDEN SONRA ALLAH’IN HUZURUNDA HAŞROLMAK OLARAK” Meallendirmişlerdir.Önce Allah’ın bu farz emrini ancak “YAŞARKEN GERCEKLEŞTİRMEK MECBURİYETİNDE OLDUĞUMUZU “İspat edelim.

Ankebut/5- Fe men (artık kim) kanu yercu (olmayı arzu ederse-arzusunda olursa) likaallahi (Allah’a mülaki-Allah’a kavuşmayı) fe inne (artık şüphesiz) ecelallahi leat (Allah’ın onu kendine ulaştırma zamanı gelecektir.) Ve hüvessemiün aliym (muhakkakki Allah-o kişinin talebini- işitir ve bilir)

Bu ayette kişi serbest iradesi ile talep edecek Allah’ta karşılığında kendisine ULAŞTIRACAKTIR.Eger bu ulaşma Allah’ın huzurunda toplanmak olsaydı o zaman ARZU ETMEYENLER HUZURDA OLMAYACAKLARDI.Hadis-i Şerif te bu ayet parelelindedir.

***”Men habbebe likaallahi ehabbeballahi likaihi. Men kerihe likaâllahi kerihallahi likâihi.”

“Kim Allah’a kavuşmayı severek arzu ederse Allah da ona kavuşmayı severek arzu eder. Kim Allah’a kavuşmayı hoş görmezse, Allah da ona kavuşmayı hoşgörmez.”

(Kaynak: Müslim, Zikir 14-17. Ayrıca bk. Buhârî 12/2043, Rikak 41; Tirmizî, Cenâiz 67, Zühd 6; Nesâî, Cenâiz 10; İbni Mâce, Zühd 31)

***Sünen ibnimace;(Türkiye gazetesi dini terimler sözlüğü)

Ey insanlar,ölmeden önce gafleti bırakın Allah’utealaya mülaki olun ve tövbe edinki Allah’a kul olasınız.Sizi oyalayıcı işleriniz coğalmadan Salih amel işleyiniz.Allah’ıçok zikredin rabbinizin rızasını kazanın.Böyle yaparsanız “rızkınız bollaşır,yardımgörürsünüz ve eksiklikleriniz tamamlanır”.

Kehf/110- Fe men (artık kim) kanu yercu (olmayı arzu ederse) likae rabbihi (rabbine mülaki-rabbine ulaşmayı) felya’mel (o zaman işlesin) amelan salihan (nefs ini tezkiye eden-nefsini ıslah eden)

Bu ayette de ALLAH’A ULAŞMA “SALİH AMEL İŞLEME-NEFS TEZKİYESİ-ŞATRTI “dile getirilmiştir.Eger ÖLÜMDEN SONRA ALLAH’IN HUZURUNDA TOPLANMA OLSAYDI,Salih amel işlemeyen o toplantıya katılmayacaktır.Dolayısıyla kişinin dünya hayatını yaşarken ALLAH’A ULAŞMASI Kesindir.Bu hususta yakın geçmişte yaşamış olan evliyalardan M.Zahid Kotku Hazretleride, K.S.Eserin adi:Tasavvufi Ahlak. Allahu tealaya mülaki olmak icin muhabbet ve istiyak üzere olup Salih ameller üzeri Hak Celle va Alaya mülaki olmayi arzu ve ümit eyleye. __Hak Celle ve Alaya mülaki olmayi isteyen herkese yakisan sey Ameli salihdir.Buyurmuştur.

84 / İNŞİKAK – 6 : Yâ eyyuhel insânu inneke kâdihun ilâ rabbike kedhan fe mulâkîh(mulâkîhı). Ey insan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru (yola çıkarak) cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâki olursun (ruhunu Allah’a ilka edersin, ulaştırırsın).

Bu ayette de yine Allah’a ulaşmanın şartı olarak “CİHAD” yani Nefs tezkiyesi getirilmiştir.

Allah’ın dininin TEMELİ İMAN’DIR.İmanın da olmazsa olmaz şartı “ALLAH’A MÜLAKİ OLMAYA-(Ölmeden evvel ruh’un ulaşmasının var olduğuna,farz olduğuna kişinin kendisinin de bu talebi gerçekleştirerek MÜ’MİN olabileceğine) İMAN ETME ŞARTIDIR”

Hud/29- ..Ma ene bitarillezine amenu (ben o iman etmiş olanları yanımdan kovamam) innehüm (şüphesizki onlar) mülaku rabbihim (rablaerine mülaki olacak olanlardır-rablerine ulaşacak,kavuşacak olanlardır) eraküm kavmen techalun(sizi cahil bir millet olarak görüyorum.

Hud/29 da Allah’uteala mülaki olmanın (Allah’a ulaşmanın,kavuşmanın) dünya hayatında olacağını ölümle veya kıyametten sonra olmayacağına acıklık getirmiştir.Cahil olan kavmin bunların dışında tutulduğunuda tefrik etmiştir.

Aynı istikamette hadis-i Şerif (Cibril Hadisi): Buhari.1.cild.47.hadis;(Cibril hadisi,Müslim.1.cild 63.tirmizi 1.cild 60 ta da zikredilmiştir)

Cebrail as soruyor;İman nedir ?-;Allah’a,Meleklerine,Allah’a mülaki olmaya (Allah’a ulaşmaya),Resullerine ve öldükten sonra dirilmeye inanmaktır.

Demekki burada da İmanın şartlarından birisi de “ALLAH’A MÜLAKİ OLMAYA-ULAŞMAYA” İNANMAKTIR.

Ölümle birlikte herkesin rabbine döndürüleceğini kıyamette de herkesin o nun katında haşrolunacağını başka ayetlerde beyan buyurmuştur.O zaman bizim irademiz yoktur Allah döndürecek ve katında toplayacaktır.

15 / HİCR – 25 : Ve muhakkak ki; senin Rabbin, O, onları haşreder (huzurunda toplar). Muhakkak ki; O, Hakîm’dir, Alîm’dir.

19 / MERYEM – 85 : O gün muttakileri (takva sahiplerini), Rahmân’ın huzurunda izzet ve ikramla haşredeceğiz (toplayacağız).

20 / TAHA – 102 : O gün ki, sur’a üfürülür. Ve mücrimleri, o izin günü morarmış olarak haşredeceğiz (toplayacağız).

Allah’a mülaki olmayı arzu etmeyenleri ölüm melekleri rablerine döndüreceklerdir.

32 / SECDE – 10-11-12 : Ve kâlû e izâ dalelnâ fîl ardı e innâ le fî halkın cedîd(cedîdin), bel hum bi likâi rabbihim kâfirûn(kâfirûne). Kul yeteveffâkum melekul mevtillezî vukkile bikum summe ilâ rabbikum turceûn(turceûne). Ve lev terâ izil mucrimûne nâkısû ruûsihim inde rabbihim, rabbenâ ebsarnâ ve semi’nâ ferci’nâ na’mel sâlihan innâ mûkinûn(mûkinûne). Ve dediler ki: “Biz yerde (toprağın içinde) (toprağa) karıştığımız zaman biz mutlaka yeni bir yaratılış içinde mi olacağız?” Hayır, onlar, Rab’lerine mülâki olmayı (ulaşmayı) inkâr edenlerdir. De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği, sizi vefat ettirecek (öldürecek). Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” Ve keşke mücrimleri, Rab’lerinin huzurunda başlarını eğerek: “Rabbimiz, biz gördük ve işittik. (Bundan sonra) bizi (dünyaya) geri döndür, salih amel yapalım. Muhakkak ki biz, mukinun (yakîn hasıl edenler) olduk.” (derken) görseydin.

Kişi eger Dünya hayatını yaşarken Allah’a Mülaki olmayı DİLEMEZSE veya İNKAR EDERSE Durumu ne olur ?

1-Gercek mü’min (Kurtuluşa eren) olamaz.Yukarıda imanın şartları açıklandı.

2-Gideceği yer ateştir (Cehennemdir).Yunus/7,8.

3-Amelleri boşa gider,Hidayete eremezler Dalalette kalırlar.Gideceği yer de Cehennemdir.

10 / YUNUS – 7-8 : İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme’ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne). Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar ayetlerimizden gafildirler.İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

18 / KEHF – 103-104-105-106 : Kul hel nunebbiukum bil ahserîne a’mâlâ(a’mâlen). Ellezîne dalle sa’yuhum fîl hayâtid dunyâ ve hum yahsebûne ennehum yuhsinûne sun’â(sun’an). Ellezîne dalle sa’yuhum fîl hayâtid dunyâ ve hum yahsebûne ennehum yuhsinûne sun’â(sun’an). Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen). Zâlike cezâuhum cehennemu bimâ keferû vettehazû âyâtî ve rusulî huzuvâ(huzuven). De ki: “Ameller açısından en çok hüsrana uğrayanları size haber vereyim mi?” Onlar, dünya hayatında amelleri (çalışmaları) sapmış (kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelerden daha fazla) olanlardır. Ve onlar, güzel ameller işlediklerini zannediyorlar.İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

(Âyetlerimi) örtmeleri (inkâr etmeleri) ve âyetlerimi ve resûllerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası işte bu cehennemdir.

YUNUS:45

: Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yete ârefûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne). Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimse(ler) olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).

Allah’a mülaki olmayı arzu edenlerle (Allah’a ulaşmayı dileyenlerle) ilgili ayetler’e parelel EVLİYALARIN sözleri ve hadis’i şerifler:

***Allah tan başka ilah olmadığına ve benim de onun resulü olduğuma şehadet ediniz.Bu iki cümleyi canı gönülden inanarak Allah’a mülaki olmayı dileyen bir kulun cennetten mahrum olması düşünülemez.RİYAZUSSALİHİN-389,MÜSNEDİ AHMET

Riyazüssalihin/6.cild.228

Yüce Allah kulunu “dünya ile kendisine mülaki olma arasında serbest bıraktı”.Cenneti isteyen kul da o’na mülaki olmayı secti.

***ALLAH’IN ZATINI DİLEMEK VE ULAŞMAK ABDULKADİR GEYLANİ HZ İLAHİ ARMAĞAN KİTABINDAN Hak yolunu sana göstermek ve seni yalnız, Hakk’ın vechini (Zatını)dileyenlerin safına katmak istiyorum. Sizler heves peşindesiniz. Ciddî meseleleri ele aldığınız yok. Allah’ım beni ve onları zatına ulaştır. Sana dönmeyi nasip eyle. Onların nifak ve şirk bağından bizi kurtar. Diğer âyet-i kerimede ise şöyle anlatıldı: “Yalnız O’nun vechini dilerler.” (el-Kehf, 18/28) Bahtiyar olana kudret eli gelir; Hak’tan gayri bilinen bütün varlıktan onu kurtarır. O el, bir gün sana da gelir; kolundan tutar, velayet makamına yerleştirir. Yolculuğun biter, sülûkün sona erer. Bulacağını bulursun. Dünya sana koşar. Âhiret de onun peşinden… Her ikisi de sana hizmetçi olur. Hiç bir darlık bilmeden makamında kalırsın. Sâlih kullar, o kapıdan içeri girince hiçbir gözün görmediği, kulağın işitmediği, beşer kalbinin hatırlamasına imkân olmayan kutsî varlıklar görür, şöyle duaya başlarlar: “Allah’a hamd olsun; Zât’ından ayrı kalma üzüntüsünü bizden aldı. Aramızdaki perdenin verdiği kederi kaldırdı. Bizi Zât’ı için seçti, yakınlığına erdirdi. Bilhassa Zât’ından gayri şeylerle meşgul olma derdini bizden aldı. Bizi bütün fâni varlıklardan beri edip Zât’ı ile olmayı nasip ettiği için Allah’a hamd olsun; Rabb’imız hem Gafûr, hem de Şekûr’dur. Yaratan’ımız, hatalarımızı bize göstermeden silerve yaptığımız az kulluğa karşı bol iyilik eder.” Sizden kim olursa olsun, ortalığı gece karanlığı kapladığı zaman, halkın sesi çekildiği ve uyudukları anda kalksın. Abdest alsın ve iki rekât namaz kılsın. Ve desin: “Allah’ım, kullarından sâlih olan, Zât’ına yakınlık bulan birini bana göster. O, beni Sana iletsin ve Zât’ına varan yolu göstersin.

ALLAHA TALİP OLMAK Bunun gibi o temiz kalp kimde olursa Hakk’a dair hatıra onu sarar. Hakk’ın fikri, zikri sende olursa kalbin Hak yakınlığı ile dolar ve şeytanî arzu, heves kaçar gider. Dünyalık şeyler de sende kalmaz.Her şeyin kendine göre hatıraları, düşünceleri var. Dünyanınki ayrıdır. Âhiretin de kendine has düşündürücü şeyleri var. Malın, mülkün, nefsin ve kalbin de hatıraları var. Hak Teâlâ’nın hatırası hepsinden üstündür.EY CANDAN HAKK’a TALİP olan (Allah’a ulaşmayı dileyen), bütün hatıraları atıp Hak hatırası ile kalmaya muhtaçsın. ABDULKADİR GEYLANİ HZ İLAHİ ARMAĞAN KİTABINDAN 61.MECLİS Bu konuşma, medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî, 20 Recep 546, Milâdî 1151

***Said-i nurs-i hz. 26.söz:

…Ey nefsim madem öyledir,sen dahi kalbib gibi ağla ve bağır ve deki:

“Faniyim,fani olanı istemem.

Acizim,aciz olanı istemem

Ruhumu Rahman’a teslim eyledim gayr istemem

İsterim,fakat bir yar-ı baki isterim.

Zerreyim,fakat bir Şems-i Sermed isterim.

Hiç-ender hiçim,fakat bu mevcudatı birden isterim!”

***1-Allah’a ulaşmayı dilemek * İMAM-I RABBANİ(MEKTUP61):Allah bize,kendisini dilemek yolunda terakki ihsan etsin..ve dileğimizin yerine gelmesine engel olacak her ne varsa ondan sakınmak nasip etsin…şunu bilelimki,dilemk,istemek,dilenen ve istenen şeyin meydana geleceğine ait bir müjdedir VE MURADA ERMENİN BİR BAŞLANGICIDIRbir aziz şöyle buyuruyor;-isteğin yoksa isteğin meydana gelmesini iste!………….gerçekten İSTEK BÜYÜK BİR DEVLETTİR.bir nimettir.bu hararetiv bürüdetten sakınmak için elimizden ne gelitrse yapalım!bu ,böylece.kamil bir mürşide varıncaya kadar devam edecektir *

***Mektubatı rabbani 64 mktup;Bir kimsenin rûhu, eğer bu esîrlikden, bu bağlılıkdan (fizik vücutta kalırsa)kurtulmaz, kendi derecesine yükselmez, kendi vatanına (Allah’ın zatına)kavuşmaz ise, ona yazıklar, binlerle yazıklar olsun